Paris’te Sonuç Ne Olursa Olsun Türkiye Değişmek Durumunda

Paris’te Sonuç Ne Olursa Olsun Türkiye Değişmek Durumunda

İklim Zirvesi Paris’te başladı. Bir sürpriz olmazsa, Paris’ten dört başı mamur bir anlaşma beklenmiyor. Zirvenin sonucu ne olursa olsun, Türkiye’nin ulusal katkısıyla açıkladığı karbon yoğunluğunu artırma hedefini gerçekleştirmesi zor olabilir. Bunun iki temel nedeni var:

1- Türkiye ulusal katkı beyanında 2030 yılında emisyonlarını referans senaryoya göre %21 oranında azaltabileceğini söyledi. Bu ifadenin tercümesi şu: Herhangi bir emisyon azaltım politikası uygulanmadığı durumda emisyon artış hızı ikiye katlanacak. Emisyon azaltım senaryosu altında bile önümüzdeki 15 yıl içerisindeki emisyon artışı %100 oranında olacak. Çin ve Meksika gibi kilit ülkeler, emisyon artış hızını yavaşlatacaklarını, 2030’dan önce emisyonlarda zirve değere ulaşıp düşüş eğilimini başlatacaklarını belirttiler. İklim finansmanından yararlanılması ve mutlak emisyon azaltım hedefi koyulmaması, Türkiye’nin Paris’teki “kırmızı çizgilerini” teşkil ediyor. Finansmandan yararlanabilmek için Türkiye’nin neden emisyonların artış hızını artırmayı hedeflediğini iyi açıklaması gerekebilir.

2- Paris BMİDÇS’ye sunulan ulusal katkılar, 2°C hedefi için yetersiz. Bununla beraber, bir dönüşümün başladığını da görmek gerekiyor. Uluslararası Enerji Ajansı Direktörü Fatih Birol önümüzdeki 5 yıllık dönemde yenilenebilir kaynakların küresel enerji pazarındaki büyümenin ana sürükleyicisi olacağını söylüyor. Çin kömür kullanımını sınırlandırmaya hazırlanıyor. Dünya Bankası, EBRD, ihracat-ithalat bankaları ve başka pek çok finans kurumu kömür yatırımlarından elini çeliyor. Kömürün hem finansmanı hem de toplumsal kabulü zorlaşıyor. Dünya Ticaret Örgütü, düşük emisyonlu mal ve hizmetlerin gümrük muafiyetine tabi tutulmasını müzakere ediyor.

Umalım Paris, Türkiye için bir alarm işlevi görsün.

Gelişen ülke ekonomileri, kendilerine enerji ve karbon yoğunluğu düşük kulvarlar yaratmaya çalışıyor. Türkiye’nin INDC’si ise, ülkemizin en azından 2030 yılına kadar sanayi, üretim, enerji, ulaşım altyapılarında hiç bir yapısal değişiklik yapmayı hedeflemediğini, eski tas eski hamam bir düzende sadece hacim olarak büyümeyi hedeflediğini gösteriyor. Akıntıya karşı kürek çekmek hem zor, hem de maliyetli. Umalım Paris, Türkiye için bir alarm işlevi görsün. Dönüşte, geleceğin düşük karbon ekonomisini inşa etmeye başlayalım.

Mustafa Özgür Berke
WWF-Türkiye İklim ve Enerji Programı Yönetmeni

Site Footer

Sliding Sidebar