Kömür yalnızca bir enerji meselesi midir?

Devletler, Paris’te, küresel sera gazı salımını, sıcaklık artışını +2C’lik bir değişimle sınırlayacak politikaların pazarlığına başladı. Kömür, sera gazı salımının baş sorumlusu.  Sadece bilim insanları, sivil toplum değil Uluslararası Enerji Ajansı gibi ana akım enerji politikası yapan örgütler de iklim değişikliği ile ilgili geri dönülmez bir noktaya gelmememiz için bilenen kömür rezervlerinin %82’sinin yer altında kalması gerektiğini söylerken, fon kaynakları hızla kömür yatırımlarından çekilirken Türkiye’de 2012 yılı “enerjide dışa bağımlılıktan kurtulma” gerekçesiyle ‘Kömür Yılı’ ilan ediliyor. Türkiye, son 13 yılda konut alanlarının, endüstri tesislerinin yapılmasıyla 2,4 milyon hektar tarım arazisini; enerji tesisleriyle, madencilik yatırımlarıyla 400.000 hektar orman alanını yok etti. 2012 kömür vizyonuyla yok etmeye de devam ediyor. Yatırım planlarında Eskişehir Alpu Ovası’nın, Afyon Dinar Ovası’nın, Trakya’nın, Konya Kapalı Havzası’nın kömür ocaklarına dönüştürülüyor, bu alanlarda, Çanakkale’de, Adana’da dev termik santraller kuruluyor. Ancak mesele sadece enerji üretme meselesi değil. Somut bir örnek olarak Konya-Karaman’ı ele alalım;

Söz konusu, enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmanın ötesinde toprağın gaspı, suyun gaspı, gıda hakkımızın gaspı.

AfsinElbistan_AFSINELBISTAN_KY_1146

Konya Kapalı Havzası içinde 20.000 hektarlık bir alanının kömür ocağına dönüştürülmesi planlanıyor. 20.000 hektarlık alanda yani İstanbul’da tarihi yarımadanın yüzölçümünün on katından fazla bir alanda, toprak, su yok edilecek. Söz konusu, enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmanın ötesinde toprağın gaspı, suyun gaspı, gıda hakkımızın gaspı.

Sadece Konya-Karaman ovalarında 20.000 hektar tarım alanında üst toprağın sıyrılıp yok edilmesi bununla da kalmayıp 20.000 hektarlık alandan çıkacak hafriyatın başka bir tarım alanı üzerine dökülmesiyle hektarlarca başka tarım alanlarının yok edilmesi planlanıyor. Durum, bu topraklarda üretim yaparak geçimlerini sağlayan 5.000’den fazla insanın elinden topraklarının alınması, bu insanların yerinden olması, geçim kaynağını kaybetmesi anlamına geliyor. Sorun, sadece bu insanların yerinden olmasıyla kalmayacak, kömür madeni ile yok olacak toprakların yanında bir de kurulacak termik santrallerle geniş bir alanda verim kaybı yaşanacak, tarımsal üretim zarar görecek. Araştırmalar, kömürlü termik santrallerden kaynaklanan zehirli emisyonlar nedeniyle %10-70 arası verim kaybı olduğunu gösteriyor. Diğer önemli bir konu da su; Konya Kapalı Havzası’nda yer altı suları hem tarım hem de içme suyu olarak kullanılıyor ve havzadaki 4 ilin ihtiyacını karşılıyor. Kömüre ulaşmak için alanın susuzlaştırılması yani yer altı suyunun boşaltılması gerekiyor.

“Enerjide dışa bağımlılıktan kurtulalım” derken gıdada dışa bağımlı olabiliriz.

Konya Kapalı Havzası içinde yaşayan insanların neredeyse yarısı tarımsal üretime yani toprağa ve suya doğrudan veya dolaylı olarak bağımlı; biz de sağlıklı ve yeterli gıdaya erişimimiz için bu topraklara bağımlıyız. İklim ve enerji politikalarının merkezindeki kömür tartışmalarını yalnızca bir enerji meselesi olarak görmemeliyiz, su ve toprağın iklim değişikliğinin etkileriyle gittikçe daha fazla tehdit edildiğinin farkında olarak kömürü, toprak hakkı, su hakkı ve gıda hakkı meselesi olarak da ele almalıyız. Bu gidişle, “Enerjide dışa bağımlılıktan kurtulalım” derken gıdada dışa bağımlı olabiliriz.

Özlem Katısöz, 

Proje Koordinatörü, TEMA Vakfı

Site Footer

Sliding Sidebar