Trilyonlarla Oynamak; İklim Finansmanı -1: Yeşil İklim Fonu

BM Paris İklim Değişikliği Zirvesi’nin daha üçüncü gününde ardı ardına birçok hem yüksek seviye hem sivil toplum odaklı karbon fiyatlandırma ve iklim finansmanı toplantısı yapıldı ve bu toplantılar Zirve sonuna kadar tüm hızı ile devam edecek. Çünkü iklim değişikliği ile mücadele etmek pahalı bir iş ve erken davrananlar sözünü söyledi. Bu iş bir markete dönüşme aşamasında iken daha söz söylemek isteyen çok taraf var.

COP16’dan bu yana GCF ismi altında gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere fosil temelli enerji üretimi için dahi fon verdiği görüldü.

Elbette söz söyleyenlerin başında COP16 (Cancun, Meksika)’dan çıkan antlaşmanın 11 maddesi uyarınca 194 partinin ortak kararı olarak kurulan GCF(Green Climate Funds, Yeşil İklim Fonu) [1] gelmekte . Fonun Gelişmekte olan ülkelerde iklim değişikliği ile mücadele adına politika, proje ve program desteklemesi ön görüldü. GCF’nin bağımsız kendi yönetim kurulu ve bir sekretaryası mevcut. Yönetim Kurulunda 24 ülke temsilcisi bulunmakta. Sivil toplum adına, ODI (Overseas Developmnet Institute)ve HBF (Heinrich Boell Foundation) tarafından yönetim toplantılarını takip düzeyinde izlenmekte. GCF gelişmiş ülkelerce verilen fonlarla işlemekte. Bu fonların, kim tarafından, nasıl sağlandığı, kimlere verildiği ve hangi koşullarda verildiği zaman zaman tartışma konusu yaratmakta. COP16’dan bu yana GCF ismi altında gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere fosil temelli enerji üretimi için dahi fon verdiği görüldü. Dolayısı ile fon akışı ile ilgili net bir mekanizma olmadığı ortada. Türkiye gibi imtiyazlı durum isteyip fakat hala yoğun bir büyüme hedefi olan ülkelerde tıpkı iklim kırılganlığı olan ülkeler gibi bu fonlara ulaşmak istemekte. COP21’in en çok konuşulan konularından olan iklim finansmanı şemsiyesi altında bu fonlar ve mekanizmaları ile ilgili ardı ardına birçok toplanı gerçekleşmekte. Şimdi farklı görüşteki ve konumdaki taraflardan (GCF, diğer fon sağlayıcılar, özel sektör, ülke temsilcileri ve sivil toplum) oluşan bir yelpazede bu toplantılarda neler konuşulduğuna bir bakalım. Bu ilk yazıda fon verenlerin bu konudaki görüşlerini ve toplantılarını bildireceğim. Daha sonra konunun diğer taraflarının toplantıları ve görüşlerini aktaracağım. Şimdi söz Yeşil İklim Fonunda.

COP21’in üçüncü gününde GCF Yönetim Kurulu Başkanı Hela Cheikhrouho başkanlığında bir yan etkinlik düzenledi. Katılımcılar arasında GCF’den ilk fon alan ülke ve yerel kuruluşlardan, Peru Profanape Başkanı Alberto Paniagua, Rwanda Çevre Bakanı Vincent Birula, Meksika Çevre Bakanı Rodolfo Lacy Tamayo, Etiyopya Çevre Bakanı Ato Kare Chamwicha, Maldivler Çevre Bakanını temsilen Amjad Abdullah vardı. Profanape [2] Peru’da doğal hayatın korunmasına ilişkin çalışmalar yapan yerel bir kuruluş. GCF tarafından akredite olan ve bu fonu kullanarak proje geliştiren ilk kuruluş. Paniagua Profanape’nin GCF tarafından kabul edilinceye dek, agreditasyon süreçleri bunların gerekleri ve verilen fonun nasıl kullanıldığına ilişkin detayları anlattı. Profanape aldığı fonla başarıya ulaşabilmiş, bir sivil toplum kurumunun neler yapabileceğini gösteren iyi bir örnek. Ardından Rwanda Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Vincet Biruta söz aldı ve bir bakanlık olarak GCF ile işbirliklerinden ve fon alama sürecinden, alınan fonla yaptıkları işlerden bahsetti. Rwanda GCF için de ilk kez bir güneş enerjisi yatırım projesine fon verdikleri için bir ilk. Biruta Zirve boyunca hep enerjiden bahsedildiğini fakat iklim dayanaklılığını artırma, doğa koruma ve yoksullukla mücadele amaçlarını da gütmeyen enerji, projelerinin eksik kaldığını bildirdi. Özellikle eğer bir bakanlık fon alıyorsa şayet en büyük amaç kamu yararı olmalıdır diye ekledi. İklim fonu süreçlerinin daha bütünleşmiş daha katılımcı olması gerektiğini ekledi. Arından Meksika Çevre Politikası ve Planlama Bakanı Rodolfo Lacy Tamayo söz aldı. Meksika’nın aldığı fonun ilk kez bir enerji verimliliği ve yeşil bağlayıcılık üzerine bir mitigasyon hedefi projesinde kullanıldığından bahsetti. Projede kağıt endüstrisi ile karbon ayak izi azaltımı üzerine çalıştıklarını anlattı. Bu projede özel sektör ile çalıştıklarını, özel sektörün doğrudan değil bakanlık aracılığı ile sürece dahil olduğunu bildirdi. İklim fonlarının mitigasyonun yanı sıra adaptasyon için de verilmesi gerektiğini ekledi. Ardından Etiyopya Çevre ve Orman Bakanı Ato Kare Chamwicha söz aldı. Etiyopya gibi az gelişmiş bir ülkenin bile 2021 yılı için sıfır karbon hedefi olduğunu söyledi. Bakanlık olarak en büyük hedeflerinin iklim dayanıklılığı olan bir yeşil ekonomi sistemini teşvik etmek olduğunu bildirdi. Neredeyse tüm Etiyopyalı politikacıların her toplantıda dile getirdikleri, büyük gelişmiş ülkeler yerine Etiyopya gibi az gelişmiş ülkelerin kirlilikten sorumlu olmadıkları halde 2C hedefi koyduklarını vurguladı. Düşük salım üreten ülkelerin iklim fonlarına ulaşamadıklarını ve ya sınırlı bir şekilde ulaştıklarını dile getirdi. İklim fonlarının özellikle bu ülkeler için adil olması gerektiğini vurguladı. Alacakları iklim fonunu bir altyapı projesi için kullanacaklarını bildirdi. Chamwicha’nın bildirdiği en çarpıcı konu ise Etiyopya’nın bir iklim değişikliği bakanlığı kurma aşamasında olmasıydı.

“Yeşil iklim fonlarına başvuran büyük ve küçük ülkeler arasında adaletsizlik var, kapasitelerine göre büyük ülkeler daha büyük fonlara ulaşabiliyor, fakat bazen küçük ülkelerde iklim ile ilgili daha ciddi sorunlar var.”

Ardından Maldivler’in Çevre ve Enerji Bakanlığı adına Amjad Abdullah söz aldı. Abdullah sözlerine şu soru ile başladı; “ Sürekli suyun yükseldiği bir yerde nasıl güvenli alanlar oluşturacağız? Maldivler’de iklim göçmenlerinin kaçabileceği neresi var?” Bu yüzden ülkesinin çok iyi bir iklim politikasına ihtiyacı olduğunu ve bu yüzden çok net iklim hedeflerinin olduğunu vurguladı. Bunların başında düşük karbon kalkınma hedefi, düşük karbon toplumu ve sürdürülebilir finans hedefleri olduğunu ekledi. Ulusal kalkınma planlarında iklim değişikliğinin anahtar konu olduğunu bildirdi. Bakanlıklarına iklim değişikliği birimlerinin olduğunu da ekledi. Hatta Maldivliler olarak bir ulusal adaptasyon planı hazırladıklarını çünkü Maldivliler için tek çözümün artık adaptasyon olduğunu belirtti. Konu ile ilgili bakanlıklarında sürekli danışma toplantıları gerçekleştirdikleri özellikle sivil toplumun bu toplantılara dahil edildiğini aktardı. Geçen yıl Fiji ile birlikte bir bölgesel iklim adaptasyonu projesine başladıklarını aktardı. Yeşil iklim fonlarına başvuran büyük ve küçük ülkeler arasında adaletsizlik olduğunu, kapasitelerine göre büyük ülkelerin daha büyük fonlara ulaştığını fakat bazen küçük ülkelerde iklim ile ilgili daha ciddi sorunlar olduğunu ekledi. Küçük ülkelerin büyük ülkeler ile baş edemediğini ekledi. Performans ve kapasitenin tartışmalı bir ölçüt olduğunu ekledi. Ülkelerinde içme suyu elde etmek için “reverse ozmosis, ters ozmoz” gibi pahalı bir teknoloji kullanmak zorunda olduklarını bildirdi. Su kıtlığı bir adaptasyon sorunu mudur? Sorusunu sordu ve ardından ekledi; “Su haktır! Halka su sağlanmak zorundadır. Bu bir adaptasyon projesi değil bir hak meselesidir.” Sözlerini başta sorduğu soru üzerinden bitirdi; “Maldivler’de kaçacak yer yok ama maalesef insanlar bu durumda bile görece daha uygun yerlere göç etmekteler. Çünkü şimdilik başka şansımız yok.”

gcf

Son sözü Yeşil İklim Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Hela Cheikhrouhou aldı. Cheikhrouhou GCF ‘un son durumu ile ilgili güncel bilgileri aktardı. Yaklaşık 136 ülkede akredite ettikleri kurumların olduğunu bildirdi. Özellikle bir hazırlığı olan ve konu ile ilgili bir odak alanı belirlemiş olan ülkeleri desteklediklerini açıkladı. Daha önce söz alan ülkelerin, iklim politikası, ulusal iklim eylem planı gibi çalışmalar için de oldukları için özellikle hali hazırda çalış-maya başlayan ülkeleri desteklediklerini vurguladı. Akreditasyon süreçlerini detaylı bir şekilde açıklayan Cheikhrouhou iki yeni haberi paylaştı. Başvuru sürecinde bile hazırlık ve akreditasyon süreçleri için öncül fonlar vermeye başladıklarını bildirdi. Yani ülkelerin veya kurumların fonlara başvururken bile fon alabileceklerini vurguladı. Bu süreçte en önemli şeyin çalışmanın bütünlüğü ve tamamlanacak bir süreç olmayı vaat etmesi olduğunu ekledi. Hâlihazırda 60 başvuru olduğunu, bunlardan 38’ni kabul ettiklerini bildirdi. Ardından toplantının ana konusu olan “What to make for a good Project? İyi bir proje için ne yapmalı? ” sorusunu sordu. Projeleri ile fona başvuracakların ilk önce bu soruyu sorması gerektiğini anlattı. Ardından GCF’in kriterlerinden bahsetti. Dünya’da çoğu iklim kırılganlığı olan ve az gelişmiş sekiz ayrıcalıklı bölge için öncelik verdiklerini aktardı. (ayrıntılı bilgi için bkz.[1] ) Özellikle yatırım fonları için çok sıkı kriterleri olduğunu bildirdi. Ardından şu soruyu sordu; Neden GCF’in parası? İki anahtarı cevabı var bu sorunun; İyi bir projenin “common sense, genel sağduyu” ve “paradigm shift, paradigma kayması” içermesi gerektiğini ekledi. Genel sağduyu çünkü bu fonlar kamu yararı için herkesin kullanması için verilmekte. Fizikçi Thomas Kuhn’un dile getirdiği paradigma kayması gibi iddialı bir kavramı ise bu fonun kullanılacağı projelerin ardında, gerçekten çözüm üreten ve halihazırdaki durumu, düşünceyi değiştirebilecek fikirler olması gerektiği için kullandığını bildirdi.

GCF için birçok gelişmiş ülke vaat ettikleri katkının ancak %10’nu oranında katkı sunmuş durumda. Yani fonlar hala yetersiz.

Bu toplantı GCF’in nasıl işlediğini verilen fonların nasıl elde edildiğini ve nasıl kullanıldığını detaylı bir şekilde gözler önüne seren bir toplantı oldu. Fakat bu toplantının çok büyük bir eksiği vardı. Fonların nerden, nasıl geldiğine dair bilgi! GCF için birçok gelişmiş ülke vaat ettikleri katkının ancak %10’nu oranında katkı sunmuş durumda. Yani fonlar hala yetersiz. Ayrıca hala bu fonların devletler tarafından hangi mekanizmalar ile iletildiği konusu şeffaf değil ve bu konuda net bilgiler paylaşılmıyor. Özel sektörün ve iş dünyasının bu fonların neresinde olduğu bilgisine hiçbir yerde ulaşamıyorsunuz. Gelişmiş ülkelerin hangi ölçütler ile fon verdiğini, fon verirken neleri gözettiğini de öğrenmek kolay değil. GCF’in şeffaflık, katılımcılık ve adalet bakımından ciddiyetle izlenmesi gerekli. Bu yıl içerisinde toplumsal cinsiyet ve kadın eşitliği çalışan sivil toplumun da iklim fonlarına cinsiyete dayalı iklim mağduriyeti üzerinden ilgi gösterdiğini gördük. Yani bu işin bir de toplumsal cinsiyet boyutu söz konusu. COP21 boyunca toplumsal cinsiyet ve iklim fonları ile ilgili ilginç toplantılar gerçekleşecek. Şimdilik sadece konunun bir tarafını ele alabildik. İklim finansmanı geniş bir konu ve dikkatle ele alınması gerekli. Vergilerden ve emekten gelen trilyonlar ile oynamak ciddi bir mesele çünkü. Gelecek yazıda bankaların, iş dünyasının, aracı danışmanların ve sivil toplumun iklim finansmanındaki rolünü ele alacağım.

[1] http://www.greenclimate.fund/home

[2] http://www.profonanpe.org.pe/gpan/contactos.html

Menekşe Kızıldere, 

Heinrich Böll Stiftung Derneği

Site Footer

Sliding Sidebar