İklim Değişikliği, İnsan Hakları ve İklim Adaleti

“Dünya bize ait değil, biz dünyaya aidiz.”

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nün etkisi COP21 Paris’e de yansıdı. İnsan hakları günü dolayısıyla, insan hakları, cinsiyet eşitsizliği ve yerel topluluklar  hakkında yan etkinlikler gerçekleştirildi. Müzakere metninin 9 Aralık Çarşamba günü yayımlanmış olan taslağının amaç maddesinden cinsiyet eşitliği hükmü çıkarılmış durumda. İnsan hakları ve iklim adaleti ise ya parantez içinde (henüz üzerinde anlaşılamamış) ya da zayıf konumda. İklim değişikliği, insan haklarının sağlanmasının önünde büyük bir engel. Bu nedenle, insan haklarının ve iklim adaletinin sağlanması, Paris’ten çıkacak olan metnin içerisinde belirli bir şekilde durması gerekir.

2 Derece ve 1.5 Derece arasındaki rakamsal fark yalnızca 0.5 derece olsa da bu fark, insan hakları açısından ölçülebilir bir farktır da dedi.

10 Aralık Perşembe günü, Center for International Environmental Law (CIEL) ve Earthjustice; “İklim Değişikliği: Günümüzün En büyük İnsan Hakları Engeli” adında bir yan etkinlik düzenledi. Etkinlikte, BM İnsan Hakları Röportörü John Knox da bir konuşma yaptı. Knox konuşmasında; iklim değişikliğine insan hakları yaklaşımıyla bakılmasının önemli olduğunu, iklim değişikliğinin yalnızca buzulların erimesiyle değil, insanların hayatıyla ilgili olduğunu belirtti. 2050 senaryoları, aslında bizim çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşayacağı zamanların senaryolarıdır diyerek devam eden Knox; Milyonlarca insan iklim değişikliğinin etkilerine maruz kalacaktır; bu nedenle iklim değişikliğine, insan haklarını ve iklim adaletini gözeterek bakılmalıdır dedi. Knox ayrıca, 2 Derece ve 1.5 Derece arasındaki rakamsal fark yalnızca 0.5 derece olsa da bu fark, insan hakları açısından ölçülebilir bir farktır da dedi.

20151210_122433

Knox’tan sonra söz alan ve Güneydoğu Pasifik Adalarından COP21’e gelen Ursula Rakova; etkileyici bir konuşma yaptı ve konuşmanın sonunda, izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. Sözlerine “Dünya bize ait değil, biz dünyaya aitiz.” diyerek başlayan Rakova; yaşadığı adalarda araba bile kullanmadıklarını ve küçük bir topluluk olarak, iklim değişikliğini kendilerinin yaratmadığını fakat iklim değişikliğinin sonuçlarından yüksek derecede etkilendiklerini belirtti. Yaşadıkları adalardaki deniz seviyesinin 1.5 metre yükseldiğini ve bundan dolayı göç etmek zorunda kaldıklarını belirten Rakova, hayatta kalabilmek ve yaşama hakları için insan haklarına vurguya ihtiyaçları olduklarını söyledi. Metinde 1.5 Derecenin bağlayıcı olması için çağrı yapan Rakova, bunun kendileri için hayati olduğunu belirtti.

Yan etkinlikteki ana vurgu; Paris’ten çıkacak olan metnin içerisinde insan hakları ve iklim adaletinin yer almamasının veya zayıf bir şekilde yer almasının kabul edilemez olması idi.

Etkinliğin hemen ardından ise “Tüm iklim politikalarında, insan haklarını koru!” adında bir eylem düzenlendi.

Beyza Sarıkoç

Araştırma Görevlisi, Marmara Üniversitesi, Yerel Yönetimler

Site Footer

Sliding Sidebar