Değişen iklimde arazi bozunumunun dengelenmesi

Tuğba Ağaçayak, Mercator-İPM Araştırmacısı

Bugün (9 Kasım) COP22 tematik günlerinden, çiftçiler günü. Tarım, arazi kullanımı ve ormancılıkla ilgili birçok yan etkinlik düzenlenecek. Aslında, hem UNFCCC kapsamında, hem de yeşil bölgede düzenlenecek yan etkinliklerde bu konulara özellikle önem verildiği görülüyor. Bunun bir nedeni, konferansın bu yıl kurak bir coğrafyada gerçekleştirilmesi iken, diğer ve daha önemli nedeni iklim değişikliğinin etkilerinin bu alanda çoktandır hissediliyor olması.

İklim değişikliği, ormansızlaştırma, kentleşme, aşırı otlatma, yanlış tarım uygulamaları -örneğin fazla miktarda pestisit ve kimyasal gübre kullanımı- yoluyla, kısacası insan eliyle ortaya çıkan arazi bozunumunu, UNCCD ‘toprağın biyolojik veya ekonomik olarak verimliliğinin azalması’ olarak tanımlamaktadır. Biyolojik çeşitliliği, gıda ve su güvenliğini tehdit eden arazi bozunumuyla mücadele için Birleşmiş Milletler, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri alt hedef 15.3’de, 2030 yılına kadar çölleşmeyle mücadele edilmesini, çölleşme, kuraklık ve sellerden etkilenen alanlar dâhil olmak üzere, tahrip edilmiş toprakların eski haline getirilmesini öngörüyor ve arazi bozunumunun dengelendiği bir dünya hedefi koyuyor1. Peki arazi bozunumunu ne şekilde dengeleyebiliriz?

Öncelikle bozunumun önlenmesi, azaltılması ve toprağın iyileştirilmesi ve eski haline döndürülmesi için politikalar belirlenmeli; devlet kurumları, araştırma enstitüleri, uluslararası organizasyonlar ve sivil toplum kuruluşları, çiftçileri de dâhil ederek ortak çalışmalar yürütmeli; politikaların uygulanması için tüm paydaşların aktif katılımı sağlanmalı. Sürdürülebilir arazi yönetimi; toprak potansiyelini belirleme, izleme ve değerlendirme yöntemleri geliştirme ve bunlar için kapasite ve finansmanın sağlanması ve organik tarım uygulamaları bu alanda yapılacak en etkili iyileştirme yöntemleri olarak görülebilir. İyileştirmeler bu sektörden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltımına da katkıda bulunacaktır.

UNFCCC ve UNCCD’nin kesişiminde kalan arazi bozunumunun dengelenmesi, her iki sözleşmeye de taraf olan ve yapılan su potansiyeli projeksiyonlarına göre Akdeniz kıyıları, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde su potansiyelinde önemli ölçüde azalma olacağı öngörülen2 Türkiye’de, önümüzdeki günlerde çok daha fazla önem kazanacak gibi görünüyor. Son olarak dün Drynet-UNCCD yan etkinliğinde bahsedilen Cape Town’lı çiftçiden alıntı yapalım: “Toprağı ve bitki örtüsünü korumak önemlidir, ancak bu şekilde onların da bizi ayakta tutacağından emin olabiliriz.”

1) https://sustainabledevelopment.un.org/sdg15

2) http://ipc.sabanciuniv.edu/en/wp-content/uploads/2012/09/A-Holistic-View-of-Climate-Change-and-Its-Impacts-in-Turkey.pdf

2016-11-08-09-07-29

Site Footer

Sliding Sidebar