Imider, Safi ve Bizim Çocuklar


Ethemcan Turhan, Ekoloji Kolektifi Derneği

13 Aralık Pazar günü, Trump’ın ABD başkanı seçilmesiyle karamsarlığın iyiden iyiye hakim olduğu COP22’de resmi zirvenin devam ettiği mavi alandaki müzakere heyetleri için tatil günü olarak geçti. İklim adaletini savunmak için salonları değil sokakları seçenler için ise durum farklıydı. Hem küresel iklim adaleti hareketinden gruplar hem de Fas’taki yerel çevre-iklim adaleti grupları, fayton tekerlerinden taksi kapılarına, hediyelik eşyalardan yol boyu dizili bayraklara kadar COP22 renklerine bürünen Marakeş’te aslında hiçbir şeyin toz pembe olmadığını söylemek için sokaklara çıktı.

Her ne kadar geçtiğimiz sene Paris’te olağanüstü hale rağmen sokaklara çıkan on binlerce kişi kadar kalabalık olmasa da Marakeş’te 1000 kişi kadar bir kitleyi toplayan eylemde sokağın sesi ve talebi netti: “Paris Anlaşması’ndaki mevcut taahhütler bizi en az 3 derece daha sıcak bir dünyaya taşıyor, bunun kabul veya müzakere edilecek bir tarafı yok. Sosyal adalet olmadan iklim adaleti olmayacak”. Bir yandan küresel Kuzey’den gelen çatı kuruluşların sivil toplum temsilcileri ve ekseriyetle Afrika’dan olmak üzere dünyanın farklı kesimlerinden gelen iklim adaleti aktivistleri sloganlarıyla Bab Doukkala’ya doğru yürürken diğer yandan Fas’ın kendi iç dinamikleriyle de kopukluk yaşadıklarını belirtmek gerek.

safi

Kısaca özet geçmek gerekirse: Fas hükümeti tarafından COP22 yolunda kurulan sivil toplum çatı platformu CMJC (Fas İklim Adaleti Koalisyonu), Şubat 2016’da özellikle Imider ve Safi hareketleriyle sendikalardan gelen çevre adaleti aktivistlerinin “hükümetin bu platformla hareketleri pasifize etmeye çalıştığı” eleştirisiyle parçalanmıştı. Daha sonra REDACOP alternatif ağını oluşturan bu gruplar, Fas hükümetinin COP22’yi kullanarak sivil toplum üzerinden kirli politikalarına yeşil badana yaptığını iddia ediyordu. Bu argümanın temelinde de #300KmSouth hashtagine ilham veren Marakeş’in 300 km güneyindeki Imider kentindeki devasa gümüş madeni karşıtı hareketin ve ülkenin batısındaki Safi şehrinde ülkenin enerjisinin %25’ini üreteceği iddia edilen iklim katili kömürlü termik santral karşıtı hareketin muhalefeti yatıyor. Devlet destekli CMJC tarafından görmezden gelinen bu hareketler aslında geçen Cumartesi günü Yeşil Bölge’de Track 0 ve Uluslararası Af Örgütü’nce düzenlenen “Çevre Savunucularını Korumak” etkinliğinde de belirtildiği gibi dünyada hızla artan çevre/yaşam savunucularına karşı örgütlü devlet-şirket şiddetinin yerel çehresini de temsil ediyor. Bu anlamda eylemde yerini alan Faslı iklim adaleti grupları, CMJC içerisinde en kırılgan olan küçük çiftçi, balıkçı, yerli halk ve kadınların seslerinin bilinçli biçimde duyulmaz hale getirildiğinden dem vuruyorlardı.

Eylemin belki de bu yerel hareketlerin dinamizmiyle ilgili bir diğer önemli boyutu da uluslararası küçük çiftçi hareketi La Via Campesina’nın Kuzeyli hareketlerden farklı olarak bu yerel aktivistlerle hareket etmesiydi. İklim adaletsizliğini sadece COP22 özelinde ele almayan grup, bu anlamda Filistin’deki işgale karşı küresel dayanışmadan arazi gasplarına karşı durmaya dek pek çok siyasi mücadeleyi de sloganlarıyla eyleme yansıtmayı başardı. Eylem sonunda en önde taşınan pankartlardan birisi meseleyi tüm açıklığıyla ortaya seriyordu: “Bu izin verilmiş yürüyüş Fas hükümetinin çevre suçlarını örtbas etmeye yetmeyecek”.

Site Footer

Sliding Sidebar