İklim Finansmanının Çok Kısa Tarihi ve Türkiye İçin Faideli Bilgiler

İklim Finansmanının Çok Kısa Tarihi ve Türkiye İçin Faideli Bilgiler

Menekşe Kızıldere, Heinrich Böll Stiftung

Ünlü Fizik Profesörü Stephan Hawking’in meşhur kitabı Zaman’ın Kısa Tarihi kitabına ve Ahmet Cevat Paşa’nın Faideli Bilgiler kitaplarına atıfta bulunan bu başlıkla bu kısa hikayenin aslında çok da kısa bir hikaye olmadığını bildirip, bu envai çeşit faideli bilgi ile başlayalım. Birçok ülke gibi Türkiye’yi de iklim değişikliği müzakerelerinde kilitleyen odaklardan biri olan iklim finansmanı konusunu biraz aydınlatmak gerekli. Türkiye’nin talebini göz önünde bulundurarak, hem ulusal iklim finansmanı mekanizmalarını hem de Türkiye’nin halihazırda zaten ulaşıyor olduğu fonları da hesaba katmak Türkiye’nin neye ulaşmaya çalıştığını anlamak için gerekli. Tek tek aşağıdaki soruları yanıtlamaya çalışalım. 

Nerden çıktı bu iklim finansmanı?

Son zamanlarda yürüyen tartışmalar Yeşil İklim Fonu (Green Climate Fund- GCF) üzerinden yapılsa da, iklim değişikliği ile mücadele için uzun yıllardır çeşitli fonlar aracılığı ile kaynak sağlanmakta. Şimdi tarih sıralaması ile bu fonları ve ne tür destekler verdiklerini inceleyelim.

İklim finansmanı, BMİDÇS çerçevesinde kurulmuş gelişmiş ülkelerce, gelişmekte olan ülkeler için verilen uyum, azaltım, düşük karbon ekonomisine geçiş, iklim değişikliğine dirençli ekonomik büyüme, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme için sağlanan fonların tamamına verilen genel addır. BMİDÇS çerçevesinde kabul edilen Ek.II ülkeleri iklim değişikliğine uyum ve emisyon azaltımı için yeni finansal katkılar yapmak durumundadır. Tüm bu finansal akış tüm iklim finansmanının küçük bir bölümüdür. Bu finansal akış özel sektörü ve yerli kaynakları da kapsamaktadır.

İklim finansmanın dağıtılması için birçok kaynak vardır. Örneğin, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan devletler, kamusal çok yönlü kalkınma bankaları, özel ticari bankalar, özel sektör girişimleri, çok amaçlı kalkınma ajansları, sivil toplum ve daha geniş tanımı ile özel sektör bu kaynaklar arasında sayılabilir. BMİDÇS çerçevesinde iki ana fon sağlayıcı kuruluş vardır; Global Çevre Örgütü (GEF) ve Yeşil İklim Fonu (GCF). En genç kuruluş olan Yeşil İklim Fonu 2010 yılında kurulmuştur ve sadece gelişmekte olan ülkeler için fon sağlamaktadır. Yeşil İklim Fonu için gelişmiş ülkelerce taahhüt edilmiş 10.8 milyar dolarlık bir fon mevcuttur. Yeşil İklim Fonu uyum ve azaltma için eşit fon veren halihazırdaki tek kuruluştur. Bağımsız bir sekreteryası ve 24 ülkeden oluşan bir yönetimi vardır. Yeşil İklim fonu bütçesini 2020 yılına kadar 100 milyar dolar arttırıp gelişmekte olan ülkelerin Paris Anlaşması’nı uygulamasında destek yaratmayı hedeflemektedir.

Şekil 1’de iklim finansmanının kaynaklarına göre şematize edilmiş hali mevcuttur. Görüldüğü üzere iklim finansmanına katkı sunan ülkeler kendi kuruluşları aracılığı ile çoklu  yapılara (bilateral) kaynak aktarmaktadır. Bu aracı BMİDÇS olduğu gibi, özel veya Birleşmiş Milletlerin farklı yapıları ve bölgesel mekanizmalar da olabilmektedir. Alıcı ülkeler ise hem devlet olarak doğrudan hem de özel sektör veya kamu-özel sektör girişimi olan yapılar ile bu fonlara program ve projeler çerçevesinde ulaşabilmektedir.

picture11

Figür 1. İklim Finansmanı Mekanizması

(http://www.climatefundsupdate.org/data)

Aşağıdaki şekil 2’de görüldüğü üzere GCF dışında bir çok fon mevcuttur ve büyüklüklerine ve özelleştirilmiş alanlarına göre aşağıdaki oranlarda ve belirtilmiş aracı yapıların altında fon sağlamaktadırlar.

picture1

Şekil 2. İklim finansmanı fonları ve fon verdikleri alanlar

(http://www.climatefundsupdate.org/data)

Tarihsel olarak kısa bir özet yapmak gerekirse, 1991’de bir Dünya Bankası girişimi olarak Global Çevre Örgütü kuruldu ve kirlilik ile mücadeleden tutun da, biyoçeşitliliğin korunması ve iklim değişikliği ile mücadele olmak üzere geniş bir yelpazede fon sağlamaya başladı 1992 Rio Zirvesi ile BMİDÇS ve Dünya Bankasının partner olduğu bir yapı haline geldi. Yeşil İklim Fonu Kurulana dek de yapılmış anlaşmaların finansal mekanizması oldu. 2007 yılında COP7’de ve yine Marakeş’te Adaptasyon Fonu kuruldu. Fas o dönemde de hem bir Afrika temsilcisi hem de iklim değişikliği riskleri ile yüzleşen yoksul ülkelerin temsilcisi olarak Adaptasyon fonunun kurulmasını teşvik etti.

Fakat Adaptasyon Fonu bütçeleri hep azaltım fonlarının ve verdikleri fondan aslında büyük oranda kendilerinin de faydalanma arzusunda olan gelişmiş ülkelerin gölgesinde kaldı. Bu durumu iyileştirmek için 2010 yılında başlayan görüşmelerin ardından 2011’de Durban’da gerçekleşen COP17’de Yeşil İklim Fonu kuruldu. Yeşil İklim Fonu son yapısına 2014 yılında kavuşmuş olsa da hala değişmekte ve ilerlemekte olan bir yapıdır. İklim finansmanı ihtiyacı göz önüne alındığında da yeterli olmadığı hem fonların hem yapısının iyileştirilmesinin gerekli olduğu görülmektedir.

İklim Finansmanında güncel durum nedir?

Aşağıdaki şekilde ülkelerin verdikleri fonların büyüklüklerine göre şematize edilmiş hali mevcuttur. BMİDÇS fonları, ülkelerin kendi oluşturdukları fonlar ve Birleşmiş Milletlerin farklı oluşumlarındaki fonlar milyar dolar olarak gösterilmiştir. Hali hazırda devam etmekte olan GCF görüşmelerinde bu ülkelerin 2020 öncesinde verdikleri fon miktarlarını nasıl taahhüt ettikleri miktarlara yükseltileceği görüşülmekte.

Yeşil İklim Fonu diğer fonlardan farklı olarak %50’lik bir oran ile uyum ve azaltım için  kullanılmaktadır. İklim değişikliğine karşı mücadele eden yoksul ülkelerin aciliyetleri göz önüne alındığında azaltım kadar uyum için de fon sağlanması iklim adaleti için önemli bir katkıdır. Zira görüldüğü üzere Adaptasyon Fonu ve adaptasyon için verilen fonların oranı diğer fonlar ile kıyaslandığında hak ettiği büyüklükte değildir.

picture3

Figür 3. İklim Finansmanında güncel fon sağlayıcılar ve miktarları (http://www.climatefundsupdate.org/data)

Fonların miktarları ise güncel olarak takip edilmektedir. 2011 yılında bu yana hem 2012’de hem de 2013’de düşüş gösteren toplam iklim finansmanı 2014 yılında GCF’nin hâlihazırdaki yapısına kavuşması ile %18’lik bir artış göstermiştir.3 2015 yılında Paris Anlaşması’nın 9. Maddesine göre tüm taraflar kendi mekanizmaları uyarınca iklim finansmanı için fon sağlamaya çağrılmıştır. Şu anda devam etmekte olan 22. Taraflar Konferansı’nda  aslında iklim finansmanı arttırma pazarlıklarından öte bu fonların nasıl piyasa ve ekonomik dönüşüm yatırımlarına dönüştürüleceği görüşülmekte.

Fona ulaşmak ya da fon vermekten öte her iki mekanizma ile dönüşen ve değişen dünyanın bir parçası olmak mümkün. Devam etmekte olan görüşmelerde ülkelerin azaltım taahhütleri  ile birlikte iklim finansmanı katkılarının da iddialı olması teşvik edilmektedir. Paris Anlaşması elbette bağlayıcı bir anlaşma değildir fakat tüm dünya bu yeni dönüşümün parçası olurken ve yeni pazarlar doğarken bunun bir parçası olmamak geride kalmak anlamına gelecektir.

Türkiye’nin iklim finansmanı politikası için toplumsal cinsiyet eşitliği ve iklim çözümleri bakımından naçizane bir öneri

14 ve 15 Kasım’da COP22 ‘Cinsiyet eşitliği günü’ dolayısı ile bir çok kadın örgütü toplantılar düzenledi. Bu toplantılarda en çok konuşulan konu ise elbette iklim finansmanı oldu. Özellikle adaptasyon fonları dağıtan proje ve programların muhakkak toplumsal cinsiyet perspektifli olması gerekmekte artık. Bu uygulama artık Türkiye’nin iklim finansmanına ulaşmadaki amacı olan emisyon azaltma (mitigasyon) için de geçerli olacak.

Türkiye’nin doğrudan ulaşım hakkı talep ettiği GCF bir toplumsal cinsiyet eylem planı hazırlığında ve akredite edeceği tüm proje ve programlardan bu perspektifi isteyecek. GCF fon verdiği 378 program ve proje için bu perspektifi edinmeleri ve bu şekilde başvurmaları çağrısında bulundu bile. Dünya Bankası ve Deutche Bank yetkililerinden öğrendiğimiz kadarı ile iklim finansmanına aracılık edecek veya doğrudan fon verecek fon sağlayıcılar iklim değişikliğine toplumsal cinsiyet odaklı çözümler sunmak için saha araştırmaları yapmaya başlamış durumda. Dünya Bankası Kenya’da iklim değişikliğinin olumsuz tüm etkilerinin yükünü çeken kadınların yenilenebilir enerjiye ulaşımları ile ilgili geniş çaplı bir araştırma yürütmekte. Aynı zamanda iklim göçmeni olan kadınların yaşam kalitelerinin artırılması için iklim finansmanının sahada kullanımını incelemekte. GCF’nin eylem planının ardından yatırımcılardan karar verme süreçlerinde eşit ve katılımcı temsiliyet şartı da arayacağı kulislerde konuşulmakta.

Aslında tüm bu gelişmeler Türkiye gibi iklim finansmanı politikasını oluşturmakta olan bir ülke için birer fırsat niteliğinde. Toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifi olan proje ve programlar hazırlamak bu talebi güçlendirecektir. Türkiye’nin hali hazırda ulaştığı fonlarda bir çok cinsiyet odaklı projesi var fakat toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından gerçekten karar alma mekanizmalarında katılımcı ve demokratik politika edinmek arasında fark olduğunu söylemeye bile lüzum yok zira. Tıpkı green wash (yeşil göz boyama) gibi gender wash (cinsiyette göz boyama) projeleri de her alanda çokça kullanılan bir yöntemdir.

İklim Finansmanı konusunda Türkiye’nin güncel durumu ve politikası nedir? Bir takım Faideli Bilgiler;

Bu soruların cevabını ise İklim Postası için yazan Arif Cem Gündoğan’ın “Senden Vazgeçmem: Türkiye & Yeşil İklim Fonu-1 ve 2”yazılarında bulabilirsiniz.

Site Footer

Sliding Sidebar