Türkiye’nin Niyeti

Tuğba Ağaçayak, İstanbul Politikalar Merkezi, Mercator- IPM Araştırmacısı

“Ulusal Katkı Niyet Beyanları” (INDC’ler) 2015 yılında, COP21’den önce Birleşmiş Milletler’e sunuldu. “Avrupa Birliği ve Üye Ülkeler”, INDC belgesinde, sera gazı emisyonlarını 2030 yılı itibariyle, 1990 yılına göre %40 azaltma taahhüdü verdi[1].   Paris  Anlaşması onaylandıktan sonra da bu taahhütler Ulusal Katkı Beyanı’nda (NDC) tekrar verildi.

Türkiye Cumhuriyeti INDC Belgesi’nde[2] ise, Türkiye’nin emisyonları  referans senaryosunda 1990 yılına göre %467 artarak, 1175 MtCO2 eşdeğerine ulaşırken, azaltım senaryosuna 1990 yılına göre  %348 artarak 929 MtCO2 eşdeğerine ulaşacağı öngörülüyor (Şekil 1). Kısaca, emisyonların azaltılması durumunda, 1990 seviyesine göre %348, 2012 seviyesine göre %116 artması bekleniyor. Ancak, Türkiye beyanında referansını 1990 yılı olarak almıyor. Gelişmekte olan ülke kategorisinde olması nedeniyle, Türkiye referans senaryosuna göre sera gazı emisyonlarında 2030 yılında 1175 MTCO2 eşdeğeri emisyondan %21 azaltım yaparak 929 MtCO2 eşdeğeri emisyon öngörmekte.

sekil-1

Şekil 1: Türkiye Cumhuriyeti Niyet Edilen Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkı Beyanı[2]

Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler kategorisinde olması nedeniyle emisyonlarında artış öngörmesi kabul görebilir. Ancak, artışın bu kadar yüksek olması makul mu?  Bu hesaplamayı BM Sekreterya’sına 2016 yılında sunulan emisyon envanterine[3] göre değerlendirelim.

1990 yılını referans alıp, 2014 yılına kadar olan artışı eksponansiyel denklemle ifade edersek, 2030 yılı emisyonları 778 MtCO2 olarak hesaplanır (Şekil 2).

sekil-2

Türkiye’nin emisyonlarının daha fazla artış gösterdiği yıllara odaklanarak 2001 yılını referans alıp, 2014’e kadar artışını göz önünde bulundurursak, 2030 yılı için sonuç 847 MtCO2 eşdeğeri olur (Şekil 3).

sekil-3

Türkiye’nin beyanında 2012 yılı emisyonları esas alınmıştır. 1990 yılı referans iken 2012’ye kadar olan artışı göz önüne alarak tekrar hesaplama yapalım. Bu artışla, 2030’da öngörülen emisyonun 783 MtCO2 olması beklenir (Şekil 4).

sekil-4

Aynı şekilde, emisyonların daha hızlı artış göstermeye başladığı 2001 yılını referans alırsak, 2030 yılı emisyonları 907 MtCO2 olarak öngörülebilir (Şekil 5).

sekil-5

Başka deyişle, emisyonların son 15 senedeki artışını göz önüne alarak ve 2030’a kadar eksponansiyel arttırarak ulaşacağımız en yüksek emisyon düzeyi 907 MtCO2 oluyor. Bu durumda dahi, azaltım yapmadan ulaşılacak rakam Türkiye INDC’sinde sunulan azaltım senaryosundan daha düşük.

Bu senaryolar, Türkiye’nin ekonomik kalkınma sürecinin mevcut şekliyle devam edeceği öngörüsüyle ve herhangi bir azaltım uygulanmaması durumu için yapılmıştır. Türkiye’nin öngördüğü emisyon azaltım stratejileriyle birlikte – yani %21 azaltım hedefiyle – hesaplanan en yüksek değer olan 907 MtCO2 üzerinden azaltım yaparak, 2030 yılında 717 MtCO2 eşdeğeri emisyona ulaşması mümkündür (Şekil 6).

sekil-6

Ancak bu azaltım değeri her bir sektörün azaltım potansiyeli değerlendirilerek güncellenmelidir. Yenilenebilir enerjinin öncelikli olarak kullanılması, endüstriyel tesislerde azaltım tekniklerinin kullanılması, tarım, atık gibi emisyon azaltım maliyetlerinin düşük olduğu sektörlerde azaltım stratejilerinin hızla uygulanmaya başlaması, ekonomik kalkınmaya ket vurmadan, emisyon azaltımı için daha yüksek bir hedef göstermemizi sağlayabilir.

Son olarak, toplam emisyonlara katkısı %1.2 olan ülkemizin niyeti, INDC Belgesi’ni küresel sıcaklık artışını 1,5°C altında tutma hedefine göre tekrar düzenlemek olmalıdır. INDC Belgesi’nde yapacağımız revizyon, ülkemizin iklim değişikliği müzakerelerinde de elinin güçlenmesini sağlayacaktır.

 

[1] http://www4.unfccc.int/Submissions/INDC/Published%20Documents/Latvia/1/LV-03-06-EU%20INDC.pdf

[2] https://www.csb.gov.tr/db/turkce/editordosya/The_INDC_of_TURKEY_v_15_19_30-TR.pdf

[3]http://unfccc.int/national_reports/annex_i_ghg_inventories/national_inventories_submissions/items/9492.php

Site Footer

Sliding Sidebar