Kömür kalesi dört bir taraftan darbe alıyor…. Kim yıkacak bu kaleyi?

Mustafa Özgür Berke

Artık herkesin malumu olduğu üzere kömür, iklim değişikliğine yol açan seragazı emisyonlarının bir numaralı kaynağı. Küresel Karbon Projesi’nin yeni yayımladığı Küresel Karbon Bütçesi 2017 Raporu’na göre (raporun içeriği üzerine fikir edinmek için Arif Cem Gündoğan’ın İklim Postası’nın 4. sayısındaki yazısına göz atmak isteyebilirsiniz) 2016 yılı itibarıyla fosil yakıt ve çimento üretimi kaynaklı emisyonlarda aslan payı yüzde 40 ile kömürün [1].

Kömür, gerek tarihsel sorumluluğu, gerekse bugünkü payı nedeniyle iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerine ulaşılması için öncelikle devreden çıkarılması / tasfiye edilmesi gereken fosil yakıt.  Bilim insanlarına göre ortalama sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlama hedefi bir yana, 2 derece hedefine ulaşılması için bile bilinen rezervlerinin beşte dördünün yerin altında bırakılması gerekiyor. [2] (Kömürden çıkış ve 1,5 derece hedefi üzerine bir yazıyı ise Dr. Ümit Şahin’in kaleminden İklim Postası’nın 3. sayısında okumuştuk.)

Kömür karşıtı aktivizm yükseliyor.

Kömür, Bonn’daki iklim zirvesi boyunca da ana gündem maddelerinden birisi idi. 2 Kasım’da 2030’a kadar Avrupa’da kömüre dayalı elektrik üretiminin tarihe karışmasını hedefleyen Avrupa Kömürden Vazgeçiyor (Europe Beyond Coal) kampanyasının başladığı duyuruldu. ABD’deki kömür karşıtı hareketin ana destekçisi olan eski New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg 9 Kasım’da yaptığı bir açıklama ile uluslararası çabalara katkı için 50 milyon ABD Doları tutarında destek sözü verirken, ABD hükümeti tarafından düzenlenen -ve yaratıcı ismi ile bazı TÜBİTAK projelerini andıran- “İklim Değişikliğiyle Mücadelede Daha Temiz ve Verimli Fosil Yakıtlar ve Nükleer Enerji’nin Rolü” konulu bir yan etkinlik şarkılı ve alkışlı protestolar sonucunda kadük oldu. (https://www.youtube.com/watch?v=CsCvwMRj4WE).

Kömür sektöründe büyüme bekleyen taraf kalmadı.

Uluslararası Enerji Ajansı, zirve sırasında açıkladığı 2017 Dünya Enerji Görünümü Raporu’nda kömür tüketiminin özellikle Çin’in kömür talebinde 2013’te başlayan gerileme sonucunda bu yana düşüş göstermesi sonucunda kayda değer ölçüde atmayacağını ortaya koydu [3]. Enerji sektörümndeki değişimin ille de çizgizel ya da tedrici olmayacağını, herhangi bir teknolojinin piyasa payında yaşanacak yüzde 10’luk bir düşüşün sismik etkilerinin olacağını savunan Carbon Tracker isimli düşünce kuruluşunun beklentileri ise farklı: Güneş enerjisi maliyetlerinde öngörülen düşüşün gerçekleşmesi halinde kömürün elektrik piyasalarındaki payı 2040’te yüzde 8’ü düşerken kömür 2050’de tamamıyla tasfiye olabilir.[4]

BENELUX kömürden çıkıyor, başkalarını da arkasından sürüklüyor:

Asıl bomba ise zirvenin sonuna yaklaşırken geldi. Aralarında Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Fransa, Portekiz, İtalya, Meksika, Kanada ve ABD’nin Vaşington eyaletinin de bulunduğu 25 ülke ve eyalet Kömürü Geride Bırakma İttifakı (Powering Past Coal Alliance) kömürden “geleneksel” elektrik üretiminin hızla devreden çıkarılmasını taahhüt eden bir bildiriye imza attılar.

Gerek hükümetlere, gerek iş dünyası gerekse diğer devlet dışı aktörlere (kentler, yerel yönetimler vb.) açık olan bu ittifakın katılımcıları “geleneksel” kömür santralleri devreden çıkarmayı, yeni kömür santrallerinin inşası karşısında moratoryum ilanını, elektrik ihtiyaçlarını kömür dışındaki kaynaklardan temin etmeyi ve politika ile finansman kararlarını temiz enerjiye yönlendirmeyi taahhüt ettiler.

Söz konusu bildiride “geleneksel” kömüre yapılan vurgu ile karbon tutma ve depolama (KTD / CCS) teknolojilerine sahip kömür santralleri kapsam dışı bırakıldığını belirtmek gerekiyor. Öte yandan, tüm çabalara rağmen KTD tesislerinin ekonomik olmaktan oldukça uzak olduğunun, uygulama ya da proje halinde olan KTD tesislerinin hemen hepsinin salt karbonun depolanması değil, geliştirilmiş petrol üretimi yöntemiyle petrol sahalarındaki verimliliğin artırılması, yani toprağın altından daha çok fosil yakıt çıkarılması amacıyla kullanıldığının [5] altını çizmek gerekiyor.

Kömürü Geride Bırakma İttifakı’nın mevcut üyelerine göz attığımızda aralarında Angola, Kosta Rika, İsviçre ve Fiji gibi kömürden neredeyse hiç elektrik üretmeyen; Avusturya, Meksika, Kanada gibi kömürden elektrik üretiminin toplamdaki payının yüzde 10 ya da daha düşük olduğu; ya da İtalya, İngiltere ve Hollanda gibi zamanında önemli ölçüde kömür kullanıp 2025 – 2030 döneminde kömürü elektrik piyasalarından tamamen çıkarmayı planlayan ülkelerin yer aldığını görüyoruz. Yapılan bir analize göre söz konusu ülkelerin küresel ölçekteki cari kömür tüketimindeki payları sadece yüzde 3. Öte yandan, katılımcı sayısını artırmayı hedefleyen ittifakın etkileri boyutlarından daha büyük olabilir.

 

 

Son darbeyi kim vuracak?

NBA’in son 20 yıldaki en başarılı, bir yandan da en az göz önündeki takımlarından San Antonio Spurs’ün soyunma odasının duvarlarını 1849-1914 yılları arasında yaşamış Danimarka doğumlu ABD’li gazeteci ve fotoğrafçı Jacob Riss’ten şu alıntı süslüyor: “Hiçbir şey fayda etmiyor gibi gözüktüğünde, üzerinde çalıştığı taşa belki de yüz kez üst üste vuran ancak küçük bir çatlak bile açamayan taş yontucuları izlerim. Yüz birinci darbede taş ikiye bölündüğünde bunun nedeni o sonuncu darbe değil, ondan önceki bütün darbelerdir.” [6]

Çin’in kömür tüketiminde başlayan ve devam etmesi öngörülen düşüş, güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji teknolojilerinin maliyetinin kömürden daha düşük hale gelmesi, gerek uluslar gerekse uluslararası düzeylerde sivil toplum kuruluşlarının kampanyaları ve son olarak kömüre karşı duyurulan hükümetlerarası ittifak… Kömürün aldığı darbeler sıklaşıyor. Yüz birinci darbe kimden gelecek bilemiyorum. Ancak görünen köy kılavuz istemiyor. Enerjinin geleceği yenilenebilir kaynaklarda. Kömür üzerine en gerçekçi tartışmalar, kömürden çıkışın iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerine ulaşabilmek için nasıl hızlandırılabileceği, dönüşümden zarar görecek emekçi kesimlerin ne gibi yeteneklerle donatılıp insana yaraşır işlerle ne kadar çabuk buluşturulabileceği üzerine yapılacak tartışmalar olacak.

[1] Le Quéré, C., Andrew, R. M., Canadell, J. G., Sitch, S., Korsbakken, J. I., Peters, G. P., Manning, A et al. (2016) Global Carbon Budget 2016, Earth Syst. Sci. Data, 8, 605-649, 10.5194/essd-8-605-2016, 2016.

[2] McGlade, C., Ekins, P. (2015) The geographical distribution of fossil fuels unused when limiting global warming to 2 °C. Nature 517, 187-190

https://www.nature.com/articles/nature14016

[3] IEA, 2017. World Energy Outlook

https://www.iea.org/weo2017/

[4] Carbon Tracker Initiative, 2017. Expect the Unexpected The Disruptive Power of Low-carbon Technology

 http://www.carbontracker.org/wp-content/uploads/2017/02/Expect-the-Unexpected_CTI_Imperial.pdf

[5] Uluslararası Enerji Ajansı, 2016. Tracking Clean Energy Progress. https://www.iea.org/publications/freepublications/publication/TrackingCleanEnergyProgress2016.pdf

[6] https://www.nytimes.com/2014/06/17/sports/basketball/spurs-title-is-a-victory-for-persistence.html  (erişim tarihi 18 Kasım 2017)

 

Site Footer

Sliding Sidebar